Büyük ve mükemmel devletler kuran Türkler, millî târihlerini askerî zaferlerle süslemişlerdir. Sulh zamanlarında da çok iyi sporcu olmaları, muvaffakiyet sırlarından biridir. Bedenî kâbiliyetlerinin üstün şekilde gelişmesi, her cins harp silâhlarını kullanmaktaki mahâretleri sâyesinde çok zaman bire iki, bire üç nispetinde kalabalık düşmanlarına karşı parlak meydan muhârebeleri kazanmışlardır.

Türklerin meşgul olduğu sporlar, dâimâ savaşla ilgilidir. Ata binmek, cirit oynamak, güreş, okçuluk, kılıç, gürz ve matrak tâlimi, hışt atmak, koşu, tokmak oyunu, av gibi sporlar bunların başlıcalarıdır. Ata binmek, çok eski çağlardan beri Türkler için yaya yürümek kadar tabîî bir şeydi. Türkler, âdetâ at sırtında doğar ve at sırtında ölürlerdi. Orta ve Ön Asya’da yetişen cüsse îtibâriyle biraz küçük, lâkin yorgunluğa, sıcak ve soğuğa, her türlü eziyete, sıkıntıya fevkalâde dayanıklı, çok sür’atli ve terbiye olunmak kâbiliyeti yüksek Türk atları, sâhiplerini Çin Seddi’nden Orta Avrupa’ya kadar şerefle taşımışlardır. Nitekim, bütün Türk devletlerinde seferî kuvvetin esâsını süvârî teşkil etmiş ve bunlar harplerin kazanılmasında büyük rol oynamışlardır. Osmanlı Devletinde de gerek Kapıkulu Süvârisinin ve gerekse Timarlı Sipâhinin ehemmiyeti çok büyük olduğu gibi, vezir ve beylerbeylerin kapı halkı hemen hemen tamâmen atlıydı.

Ata ve biniciliğe çok önem veren Türkler, eskiden beri at yarışları ve at üzerinde silâh kullanma müsâbakaları tertip ederlerdi. Cirit bunların en önemlisiydi. Cirit, bir kol boyunda, ucunda temren denilen demirden delici kısmı olan bir silâh olup, kurutulmuş kayın veya şimşir ağacından yapılırdı. Harpte, süvârî hücum ettiği vakit ciridi düşmana fırlatırdı. Ciridi uzun mesâfeye atmakta Türkler pek hünerli olup, görenler hayrette kalırlardı.

Güreşse, Türklerin çok eski milî sporuydu. Göğüs göğüse yapılan muhârebelerde güreş bilenin dâimâ üstün çıkacağı şüphesiz olduğu için, bu spor dalı Türkler arasında çok rağbet görmüş ve gelişmiştir. Türklerin asıl millî güreşi yağsız Karakucak güreşi idi. Sonraları Rumeli’ye mahsus olan yağlı güreşlere de yer verilmiştir.

Okçuluk, Türklerin meşhur sporlarındandır. Çok eski zamanlardan beri harp sâhasında kendileriyle karşılaşanlar, Türklerin ok atmadaki ustalıklarından hayranlıkla bahsetmişlerdir. Türkler kısa fakat çok kuvvetli yaylar kullanırlardı. Oku gerek piyâde ve gerekse süvârî olarak kullanmakta emsalleri yoktu. Sür’atle giden bir atın üzerinden hedefe isâbetli ok atarlardı. Okmeydanında kurulan meşhur kemankeşler ocağı, 15 ve 16. asırda emsalsiz üstadlar yetiştirmiştir. Bu arada lodos, poyraz, gün doğusu, batı, kıble, karayel, yıldız gibi istikâmetlerde esen rüzgârlara göre atılan kamış ve tahta oklarla kurulan menziller, yâni kırılan rekorlar erişilemeyecek kadar yüksektir.

Türkler, kılıç kullanmakta da ustaydılar. Bu şimşirbazlık denilen bir sporun, yâni bugünkü eskrim sporunun doğmasına sebep olmuştur. Türk kılıçları başlıca yatağan ve pala olmak üzere iki kısımdı. Yatağan Yeniçeri silâhlarından olup, meşhûr kıvrık Türk kılıcıydı. Pala ise, daha ziyâde bahriye askeri ve süvâriler tarafından kullanılırdı. Pala; düz, genişliği ucuna doğru biraz artan ve bu yüzden hafifce öne kıvrık gibi görünen bir silâhtı. Türklerin gürzleri de meşhûrdu. Bunlar, yekpâre saplı veya zincir saplı olurlardı. Spor için ise somak veya mermer gürz kullanılırdı. Tâlim gürzleri iki yüz okka (256.5 kg) kadar olurdu. Bununla müsâbakalardan önce çok idman yapılırdı. Gürz, sağ ve sol elde muhtelif istikâmetlerde muayyen kâidelerle çevrilip sallanarak, kaldırılıp indirilerek kullanılırdı.

Türklerin en dikkati çeken sporu muhakkak ki tokmaktır. Bu oyun, bugünkü futbolun babası olup, Orta Asya’da çok makbûl bir spordu. Meşhur Ali Kuşçu’nun kısaltarak Türkçeye çevirdiği Târih-i Hata ve Hoten adlı, aslı o taraflara giden bir İranlı tüccar tarfından yazılmış eserde; Türklerin öküz ödünü şişirip ayak topu oynadıkları, yâhut ata binerek değnekle bu topa vurmak sûretiyle müsâbakalar tertip ettikleri nakledilmektedir. İşte meşhur tokmak oyunu budur. Tokmak aslında tabanı kösele olmayıp, üstü gibi deriden yapılmış kısa konçlu bir çeşit çizmenin adıdır. Öküz ödünden yapılan top oynanırken, ayağa bu giyildiği için adına tokmak oyunu denmiştir.

Bütün bu sporlarda muvaffak olmanın en büyük mükâfâtı, kazanılan nam ve şandı. Bu sporlar, Türk milletini ve bilhassa askerî kuvvetleri kuvvetli, çevik, mâhir, meşakkate dayanıklı, iyi silâhşör, soğukkanlı, dâimâ muzaffer, mükemmel muhâripler hâline getirmiş, onlar da kendilerini her zaman zaferden zafere götüren bu hassalarını muhâfaza için sulh zamânlarında da tâlim ve sporu terk etmemişlerdi. İdmanlarını her zaman seve seve yapan Türkler; bu sâyede iyi bir spor terbiyesine ve bunun temin ettiği maddî ve mânevî faydalara sâhip olmuşlardır.

Kaynak: Yeni Rehber Ansiklopedisi Cilt 19

Makaleyi paylaş

Submit to FacebookSubmit to Google PlusSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn