Yâr odur ki bun deminde yâr ola

Şâdlıkta her kim ola yâr ola

İnsanların tıyneti, değeri büyük ölçüde zor zamanlarda belli oluyor. Dostluğu ve arkadaşlığı sıkıntılı zamanlarda anlaşılıyor. Onun için atalarımız dostları "iyi gün" ve "kara gün" dostları olarak ayırmıştır. Devletlerin de böyle devirleri vardır. Yaşamakta oldu­ğumuz günler de bunun en çarpıcı örneği olarak tarihe geçecektir.

Diğer taraftan Ortadoğu yıllardır bir ateş çemberi içinde bulun­maktadır. Irak, Suriye ve dünyanın diğer bölgelerinde Müslüman­lar perişan bir vaziyettedir. Gerek ülkesinden kaçanlar ve gerekse bölgelerinde zor şartlarda bulunanlar için neredeyse tek şefkatli el Türkiye olmuştur.

İslâm dünyasını mahveden güçler bu eli de kırmak için, Kayı VIII: Islahat, Darbe ve Devlet’in tamamlanması için çalışıldığı gün­lerde, büyük ve sinsi bir isyan girişiminde (15 Temmuz Darbesi) bulundular.

Küresel dış güçlerin desteğiyle gerçekleşen bu isyanın amacı Türkiye'yi çok büyük bir kaosa sürüklemek, üçe beşe bölmek ve asırlardır dünyaya nizâm ve intizâm vermiş Türk milletini Orta Anadolu'da küçük bir kantona çevirmekti.

Bu, kırk yıldır planlanan bir projeydi. Hem açık hem de sin­si bir şekilde çalıştılar. Daha önce Osmanlı Devleti'ni yıkarken yaptıkları gibi kahramanlar ürettiler. Dışardan uzanan eller, bu sahte kahramanları hem Türkiye'ye hem de dünyaya pazarladılar. Müslümanların eliyle, parasıyla ve her türlü desteğiyle büyüterek bir dünya devi yaptılar. Sonra da o devi Türk-İslâm âlemini parça parça etmek üzere harekete geçirdiler. Türkiye, tarihinde nice kez vurulduğu gibi yine içeriden vuruluyor, yabancılar yine bir maşa olarak kullanıyorlar. Yarın ülkeyi büyük bir iştahla parçalarken ve Müslümanların kanı bir kez daha oluk oluk akarken onlar, boğazına kılçık saplanan kedi yavrusu gibi miyavlamaya sahte gözyaşları dökmeye de hazırdılar.

Evet, her şeyi planlamışlardı. Elbette ki Yaratanın da bir hesabı vardı. Cenab-ı Hak, asırlardır dar zamanlarda Müslüman kardeş­lerini kucaklayanları, sahip çıkanları, yardıma koşanları darda bı­rakmadı. Onlara nusret verdi. İslâm'a oyun kuran İslâm'ı bozmaya çalışanların tuzaklarını bozdu. Dünyaya demokrasi ve insanlık dersi verdiklerini iddia edenlerin çirkin yüzlerini meydana çıkardı.

Elbette bütün bunlardan ders çıkartacak, ibret alacak olanlar Müslümanlardır. Kırk yıldır bu fesat yuvalarının oyunlarını göre­meyen ve onları destekleyenlerdir.

Ölüm mukadder ve kaçınılmaz olarak herkesi yakalıyor. Kimin yanındaydın ve kimin destekçisiydin? Sorularına muhatap olunacak o günler kimse için uzak değil.

Peygamber Efendimiz'in "El mer'ü mea men ehabbe" (Bu dünya­da kimi seversen, ahirette onunla beraber olursun) Hadis-i Şerifi'nin anlamının kalbimizden çıkarılmaması gerektiği bir devirdeyiz. Zira Türkiye, tarihin en acı bir kalkışmasını, kaos projesini, İslâm dünyasını köleleştirme, Müslümanları Hristiyanlaştırma girişimini milletin; devletinin ve liderinin etrafında bir hale gibi toplanması sayesinde bertaraf etmiştir. Bu gerçekler hiçbir zaman hatırdan çıkarılmamalı, ders kitaplarına konulmalıdır.

Kayı VIII’i okurken eminim bugünlerde yaşananları daha da iyi değerlendireceğiz. Darbelerin ülkeye verdiği zararlar yanında sıkıntıların temel kaynağının hep içeriden kaynaklandığını görece­ğiz. Biz birlik ve beraberlik içinde iken gücümüzü, ayrılık ve nifaka düştüğümüzde acınası hallerimizi daha iyi anlayacağız. Koskoca Kırım ülkesinin kaybında ihanetin korkunç izlerini tahlil edeceğiz. Ülke bir kez elden çıktıktan sonra geri getirmenin zorluğunu hatta imkansızlığını idrak edecek ve elimizdeki nimetlerin kıymetini bilmeyi öğreneceğiz.

III. Mustafa Han'ın bir kıtasına nazire yazan Kilisli Mehmed Hâkî Efendi'nin (v.1758) şu mısraları da sanki bugünün devlet büyüklerine seslenir gibi değil midir?

Bende ol sıdk u muhabbetle Hakîm-i ezele

Olamaz mazhar-ı tevfik-i 'inâyet hazele

Sakınup devlete basdırma ayak mübtezele

Sözümü tut anun üstine kapuyı rezele

"Ezel sultanı Allah'a muhabbet ve sadakatle kul ol. Çünkü alçak kimseler Allah'ın yardımına mazhar olamaz. Bu yüzden onların devlet kapısına ayak basmalarına izin verme, sözümü tut ve kapıyı üzerlerine kilitle."

Evet, hem millet hem devlet büyükleri için Kayı VIII: Islahat, Darbe ve Devlet kitabından çıkarılacak çok büyük dersler ve tec­rübeler var!

Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil

Ekim 2016, İstanbul

Makaleyi paylaş

Submit to FacebookSubmit to Google PlusSubmit to TwitterSubmit to LinkedIn